düdüklü tencerede pilav

pilavPilavın her türlüsünü denedim, haşlayarak pişirdim, kavurarak pişirdim, basmati olanını pişirdim ama en son keşfim düdüklü tencerede pişeni ki bence en başarılı olanı. Bu yöntemi keşfedene kadar hep kavurarak pişirirdim ve açık söylemek gerekirse iyi de pilav yaparım. Babamın bile  beğenisini kazandım ki kendisinin damak tadı oldukça iyidir. Düdüklü tencerede pişirilen pilav çok kısa sürede hazır oluyor, tek dikkat edilmesi gereken pirinçlerin suyunun çok iyi süzülmesi ve ölçülerin bire bir olması. Yani 1 su bardağı pirince 1 su bardağı su kullanmanız lazım. Diğer tercihler size kalmış, ister tereyağı kullanın ister margarin ama sirke ilave etmeyi unutmayın. Hem pilavın rengini çok güzelleştiriyor hem de tane tane dökülmesini sağlıyor. Sirkeyi kaynayan suya da koyabilirsiniz, pirinçleri ıslattığınız suya da koyabilirsiniz.

Tarifi toparlamak gerekirse;

  • 1 su bardağı pirinç
  • 1 su bardağı su
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 1 çay kaşığı sirke

Pirinçleri önce iyice yıkayın ve sıcak suda yarım saat dinlendirin. Dinlendirdikten sonra tekrar yıkayın ama yıkarken çok fazla ellememeye çalışın pirinçlere. Yıkadıktan sonra da çok iyi süzülmesini sağlayın. Daha sonra düdüklü tencereye yağı,suyu, sirkeyi eğer kullanacaksanız et ya da tavuk suyu tabletinizi koyun ve kaynamasını bekleyin. Su kaynayınca pirinçleri ekleyin ve karıştırın. Pirinçler kaynamaya başlayınca düdüklünün kapağını kapatın, buhar çıkışı olduğu anda da mandalını indirin ve 5 dk en kısık ateşte pişirin. Piştikten sonra hemen açmayın, 10-15 dk demlensin.

Ben ilk denememde kapağı açtığım zaman “Aman Allah’ım bu nedir?” dedim çünkü kalıp gibi görünüyordu pilav ama karıştırınca tel tel döküldüğünü ve enfes bir şey olduğunu gördüm. Artık hep düdüklü tencerede yapıyorum bütün pilavları ve kesinlikle denemenizi tavsiye ediyorum.

Yemek Tarifleri kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

genital temizlik yöntemleri

Genital Temizliğe Dikkat

 

Uzmanlar kadınları genital temizlik konusunda uyarıyor.

Gerekli özen gösterilmediği takdirde başta enfeksiyon ve mantar olmak üzere çeşitli rahatsızlığa sebep olabileceği gibi genital bölge temizliğinin yeterince yapılmaması halinde doğurganlığı bile etkileyebilecek sorunlara yol açabileceği bildirilmektedir.

 Bunun için birkaç önlem yeterli

  • İlk başta belirli periyotlarda jinekolojik muayeneden geçilmesi şiddetle tavsiye edilmektedir. Erken tanı ve tedavi için bu şarttır.
  • İç çamaşırının pamuklu olması, kaynatılarak yıkanması, ütülenmesi ve sık sık değiştirilmesi önerilmektedir.
  • Adet dönemlerinde kullanılan pedin pamuk yüzeyli olması ve hava alması, sık sık değiştirilmesi önem kazanmaktadır. Uzmanlar son zamanlarda kullanılan günlük pedlerin de sakıncaları olduğunu söylemektedirler. Onun yerine günlük çamaşır değiştirmeyi tavsiye etmektedirler. Bu dönemde cinsel ilişkiye girmek tehlike doğurabilir.
  • İdrar yapma ihtiyacı ertelenmemelidir. Bakteriler idrarla beraber vücuttan atılır. Eğer bekletilirse bakteriler de vücutta bekletilmiş olur. Bu da hastalık oluşmasına sebep olur.
  • Tuvalet sonrası temizlik önden arkaya doğru yapılmalıdır. Mümkün olduğunca her gün duş alınmalıdır. Vajinanın içi yıkanmamalı, dışının yıkanması yeterli olmaktadır. Genital bölge kuru tutulmalıdır. Zira bakteriler nemli ortamlarda üremektedirler. Genital temizlik için özel olarak üretilmiş, Sağlık Bakanlığından onaylı ürünlerin kullanılması tavsiye edilmektedir. Bunları kullanırken genital pH düzeyinin bozulmamasına dikkat etmek gerekir. Ürünler 3,8 pH ve 5,5 pH arasında olmalıdır. Yanlış ürün kullanma egzama gibi çeşitli hastalıklara sebebiyet verebilmektedir. Doğru ürünleri ise kullanmada abartıya kaçmadan, belirli aralıklarda kullanmak gerekmektedir.
  • Partnerin temizliği çok önem arz etmektedir. Herhangi bir rahatsızlığının olup olmadığı bilinmelidir. Tek eşlilik en iyisidir. Diğer durumlarda prezervatif kullanılmalıdır.
  • Kullanılan tuvaletin temizliğinden emin olunmalıdır. Alafranga tuvalet bu konuda daha tehlikelidir. Gider suyunun sıçramaması için orası tuvalet kâğıdı ile kapanmalıdır. Ya da mavi su veren dezenfektan tabletler kullanılmalıdır. Klozet, tuvalet kâğıdıyla kaplanmalı ya da piyasada satılan tek kullanımlık kâğıtlar çantadan eksik edilmemelidir.   

 

 

Sağlık kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

kadın filmleri

Herhangi bir çift ilk buluşmalarında ya da öylesine bir günde sinemaya gittiğinde, erkek genelde aksiyon izlemek ister, kadın tam tersi duygusal aşk filmi ister. Bu durumun tersi nadiren yaşanır. Zaten genellemeyi pek seven bir halk olduğumuz için yaşanıyorsa da göz önüne alınmıyordur. Sinema sektörü de izleyiciyi nereden vuracağını çok iyi bilir. Erkekler hareketten hoşlanır kadınlar duygusallıktan, tam bir klişe. Sanki aksi hiç olamazmış gibi! Kadınların bayıldıkları aşk filmleri de baştan sona klişeleşmiş kalıplardan oluşur, ya çift birbirini çok sever ama kavuşamaz ya da mutlu son yaşanır ama mutlu sona ulaşırken bile kan kustururlar ki heyecan artsın ve izleyici ekrana bağlansın.

Sinema kadınlara sadece aşk değil de kendilerini anlatan filmleri sunduğunda ne oluyorr acaba? Çok fazla olmasa da yine de kayda değer biçimde kadına kadını anlatan filmler var. Ama işin ilginç tarafı bu filmleri çeken yönetmenlerin çoğunluğunu erkekler oluşturuyor. Yani kadını kadına bir kadın yönetmen anlatmıyor da bir erkek yönetmen anlatıyor. Ne kadar objektif ya da anlatılanlar kadın için ne kadar geçerli bunu tek tek filmlere bakarak analiz etmek lazım, hepsini birden harcayamayız.

Mesela o filmlerden biri Zülfü Livaneli’nin kitabından uyarlanan Mutluluk. Yönetmen Abdullah Oğuz. Filmde genç bir kız üzerinden töre sorunu anlatılıyor. Hem doğunun bir yarasına parmak basılıyor hem de kızın o törede sıkışmışlığına. Ve tabii her ne kadar o kızı sevse de töre kurbanı olup da töreden yakasını sıyıramayan amca oğluna. Aslında filmde kadın, erkekler üzerinden anlatılıyor. Yani bir tarafta doğulu bir adam diğer tarafta da rastlantı sonucu yollarının kesiştiği batılı bir profesör. Filmde aslında kadının hem doğudan hem de batıdan sıkıştırılmışlığı üzerinde duruluyor. Doğu zihniyetine göre kadın sindirilmeye ve susturulmaya çalışılıyor, batıya göreyse bir takım görevler yüklenerek her bir görevini başarıyla ve eksiksiz yerine getirmesi gerektiği empoze ediliyor. Mutluluk bu iki görüş arasında sıkışmış ama daha çok törenin acısını çeken Meryem’in hikayesi. Anlatım tarzı da oyunculuklar da çok iyi filmde.

Diğer bir film yine bir erkek tarafından yönetilmiş Eğreti Gelin. Yönetmeni Atıf Yılmaz ki kendisi zamanında Yeşilçam zirvedeyken Müjde Ar, Türkan Şoray ve Hale Soygazi gibi oyuncularla kadını anlatan birçok film çekmiş ve kadın filmleri yönetmeni namıyla da anılır. Filmde 17 yaşındaki Belediye Başkanının oğlunu evliliğe hazırlaması ve evlilik hayatında mutlu olabilmesi için gerekli bilgileri vermesi için bir Eğreti Gelin yani mürebbiye tutulur. Bir yandan mürebbiye çocuğu evlilik hayatına hazırlamaya çalışırken diğer yandan da kadının aile hayatındaki yeri de farklı yönleriyle anlatılır. Kadının evlenmeden önce hiçbir söz hakkı olmaması ama gerdek gecesiyle birlikte ve tabii anne olduktan sonra ailede değişen ve güçlenen yapısı çok iyi bir biçimde işleniyor.

Bu filmlerden farklı olarak bir de İki Genç Kız filmi var. İki Genç Kızda biraz daha marjinal hayatlar anlatılıyor. Yönetmen yine bir erkek, Kutluğ Ataman. Filmde güzelliğinin farkında olan ve bunun üzerinden hayatını metres olarak sürdürüen bir kadın, ama bu kadın mertes olmayı biraz da kendi seçmiş, hayatın zorlukları yüzünden ya da başına gelen talihsiz şeylerden sonra değil. Hayatını metres olarak daha kolay sürdürebileceğini, tek başına yaşamanın ve tutunmanın zor olduğunu gördüğü için kolay yolu seçmiş. Kızı ise kendisinin aksine daha gerçek bir karakter. Aynen toplumumuzda her ailede görebileceğimiz gibi bir anne kız çatışması var ama burada durum biraz farklı zira kız annesinin kolaycı hayatına karşı çıkıyor ve içinde fazlasıyla acımasız bir karakter barındırıyor. Filmde bir de fakir bir ailenin isyankar kızı rolündeki karakter var. Bu iki karakter birbirlerine çok ters ama yine de aralarındaki arkadaşlıktan yola çıkarak kadın karakterleri arasında klişelere sığınmadan bir analiz yapılmış.

Bu filmlerin dışında son zamanlarda dikkat çeken Vicdan, Kader, Pandoranın Kutusu, Saklı Yüzler ve Meleğin Düşüşü gibi filmler de var. Bu filmlerden sadece Pandoranın Kutusu ve Saklı Yüzler bir kadın yönetmen tarafından çekilmiş. Filmleri ayrıntılarıyla karşılaştırırsak kadın gözü ve erkek gözünü, eğer ki kadınsanız, bence ayırt edebiliriz. Bir de işin popüler olma ve gişe yapma yönü var tabii. Her ne kadar kadın anlatılmaya çalışılsa da gişeden para kazanma ve seyirci çekme gibi kaygılar da var. Dolayısıyla ister istemez klişelere ve seyirciyi çekecek atraksiyonlara başvuruluyor. Hiç yoktan iyidir deyip klişelere sığınmak mı lazım yoksa her işin aslını mı yapmak lazım orası tartışılır. Bir de tabii kadınlar kendilerini anlatan filmleri mi tercih ederler yoksa aşk filmlerine devam mı konusu var ki tartış tartış bitmez!

Gülhan Akıncı İnanç

Kadınca haber kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

bir garip bekaret davası

Geçtiğimiz yılın Kasım ayında birçok gazetede Bolu’da yaşanan bir bekaret davası haberi yer aldı. Habere göre Bolu’da evlenen bir çift gerdek gecesinden sonra bekaret yüzünden davalık oluyor. Çünkü koca, eşinin bakire olmadığını iddia ediyor ve mahkemeye başvurup evliliğin iptalini istiyor; bu akıllara zarar dava da böyle başlıyor. Kadın da kocasının bu isteğine karşılık, kendini aklamak adına(!),  Bolu İzzet Baysal Kadın Doğum Hastanesine giderek bakire olduğuna dair ve kızlık zarının duhule müsait olduğu yönünde rapor alıyor. Yani bu ne demek? Kadın aslında bakire ama kızlık zarının elastikiyetinden dolayı herhangi bir yırtılma meydana gelmeyebilir demek. Dolayısıyla kocasının gözünde tamamen aklanması gereken kadın maalesef aklanamıyor. Zaten kadın da kocasının evlilik iptali istemine karşın boşanma davası açıyor.

Davalar Bolu Aile Mahkemesi’nde birleştirilerek görüşülüyor ve mahkeme, erkeğin açtığı evliliğin iptali davasını reddedip kadının açtığı boşanma davasını kabul ediyor. Fakat dava burada bitmiyor ve aldatıldığını ve de gururunun ya da namusunun bir şekilde kirletildiğini düşünen erkek bu kararı temyize götürüyor ve dava Yargıtay’a kadar uzanıyor. Davanın Yargıtay’a taşınmasından sonra dava tamamen yön değiştiriyor ve akıllara zarar karar veriliyor.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararına göre: “Kadının zifaf gecesi bakire (kız) çıkmadığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu suretle kadında bulunması lazım gelen vasfın bulunmaması sebebiyle kocanın davasının kabulü gerekirken reddi isabetsizdir.”deniyor. Yani ortada rapor var ama Yargıtay bunu nedense kabul etmiyor ve kocayı haklı buluyor. Dolayısıyla kadını haklı bulan yerel mahkemenin kararı bozuluyor.

Bitmedi!!! Alınan bu kararı 5 üyeden 3′ü kabul ediyor diğerleri reddediyor amma velakin red gerekçesi de oldukça ilginç. Reddeden üyelerin gerekçesine göre hastanenin raporu göz önüne alınmalıydı, yani kadının bakire olduğu raporda gözüküyor dolayısıyla dava iptal edilmeli. Üzerinde durulan gerekçe bakire olmak ya da olmamak meselesi değil, bu 2 üye de esas olarak bakireliğin kadında bulunması gereken bir vasıf olduğu yönündeki diğer 3 üyenin görüşüne itiraz etmiyor, orası Allah’ın emri bir yerde(!). Onlar sadece kadının bakire olduğunu söyleyen raporun göz önüne alınması gerektiğini savunuyorlar.

Şimdi buradaki mesele bakirelik bir değerdir ya da değildir, namustur korunmalıdır ya da özgürlüktür kadının bedeni kendine aittir gibi bir mesele değil. Bu konulara dalarsak konu çok uzar, herkesin kendine göre bir fikri ve inancı vardır, saygı duyulur. Diğer taraftan da Türk Medeni Kanununa göre, “Eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse” evliliğin iptali için dava açılabiliyormuş. Yani kadının bakire olmaması erkek için hayatı çekilmez duruma sokuyorsa erkeğin böyle bir dava açmaya hakkı varmış, dolayısıyla Yargıtay’ın bu davayı kabul edip görüşmesi normal. Mesele bu da değil. Şimdi olayı tersine çevirelim ve eşlerden erkek olanın  bakir olmadığını düşünelim ki bunu da hangi yollarla hangi raporlarla ispat edebiliriz bilen varsa beni aydınlatsın! Biz bu ispat meselesine takılmadan soralım bakalım, kadın böyle bir durumda mahkemeye gidip dava açabilir miydi? Böyle bir hakkı var mıdır acaba? Kendisinden bakire olmasını bekleyen adamdan aynı şeyi bekleme hakkı kadınların yüzde kaçına verilebilir ? Ve bu hakkı kaç kadın kocasından talep edebilir? Böyle bir şey mümkün müdür ya da böyle bir şeyin mümkün olduğu bir dünya var mıdır? Sorular böyle uzayıp gider ama cevabını kim verir ben bilmiyorum. Benden soruyu sorması…

Gülhan Akıncı İnanç

Kadınca haber kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | 2 yorum

kadına karşı klişeleşmiş önyargılar

2009 yılının Mayıs ayında Açıköğretim Fakültesi’nin “Jandarma ve Polis Önlisans Meslek Eğitimi” programında çıkan final sorularından iki tanesi akıllara zarardı. Doğruluğu nasıl kanıtlanmış, böylesine genel geçer ya da adına önyargı denebilecek tarzdaki soruların bilim kategorisine sokulup da bir sınavda sorulabilmiş olması çok ilginç. O sorulardan birisi şu:

“Aşağıdakilerden hangisi kadına özgü bir davranış olarak kabul edilir?

a) Çokbilmişlik

 b) Baskıcılık

c) Konuşkanlık

d) Mantıksal düşünme

e) Kendine güvenme.”

Sorunun doğru cevabı (c) şıkkı yani konuşkanlık.

Bu mantıkla düşünülürse sorunun doğru cevabı çok bilmişlik de olabilirdi baskıcılık da ama konuşkanlık çıkmış. Soruları hazırlayanlar kadınları çokbilmiş ve baskıcı olarak adlandırmamışlar, kendilerine teşekkürü borç biliriz. Ama diğer yandan mantıksal düşünemeyen ve kendine güvenmeyen insanlarız, o da ayrı. Hangi bilimsel gerçeklere ve araştırmalara dayandırılarak böyle bir soru hazırlanmış ve cevabı kesin olarak belirlenmiş hem çok ilginç hem de çok vahim.

Aynı sınavın Ceza Hukuku sorularının içinde bu soru kadar ilginç bir başka soru daha var, o da:

“Evli erkeğe boynuzlu denmesi durumunda eşine karşı ne tür bir suç işlenmiş olur?

a) Gıyapta hakaret

b) Sövme

c) Huzurda hakaret

d) Geçitli hakaret

e) Dolayısıyla hakaret”

Bunun da cevabı

 (e) şıkkı yani dolayısıyla hakaret.

 Bir tanımın anlaşılıp anlaşılmadığını ölçmek için neden böyle bir sorudan yola çıkılır merak konusu. Bu soruları hazırlayanlar acaba günlük telaşenin ya da özel hayatlarındaki huzursuzluklarının verdiği bir galeyanla mı hazırladılar bu soruları yoksa bizim bilmediğimiz bir yerlerde kabul görmüş böylesine genel geçer kurallar bütünü mü var? Acaba her erkek için geçerli midir bu klişeler yoksa asker ve polislerin yapıları ve içindeki bulundukları meslekler dolayısıyla mı oluşur bu yargılar ki sınavlarında bu tarz sorular çıkabiliyor? Soru çok ama cevaplayan yok maalesef.

Soruların feministyaklasimlar.org ve ogretmenlersitesi.com gibi sitelerde ortaya çıkmasından sonra Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu: “Yanlış anlamalara neden olacak bu tür soruların, sorular arasında yer almaması hususunda gerekli hassasiyetin gösterilmesini rica ederim.” dedi ama sonrasında konu ne kadar takip edildi, sorular geçersiz sayıldı mı herhangi bir haber yok. Kadın-erkek arasında eşitsizlik zatengün gibi ortada, kadınlar her alanda erkeklerden daha dezavantajlı durumda ve daha çok zorluk çekiyorlar, bir de üstüne böylesine önyargılar bindirilince seyreyleyin gürültüyü. Şimdi bu sınava giren kocanızın soruları doğru cevaplamasına sevinir misiniz üzülür müsünüz?

Gülhan Akıncı İnanç

 

Kadınca haber kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | 2 yorum

zeytinli börek tarifi

Canınız ne zaman börek çekerse işte o zaman kolayca hazırlayıp o an yiyebileceğiniz yapılışı gayet basit, zeytin ve kaşar peynirinin buluştuğu harika lezzet; zeytinli börek. çayın yanında veya sabah kahvaltılarında sizlerle… Okumaya devam et

Yemek Tarifleri kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

yüksük köfte tarifi

Yöresel ve farklı lezzetler ile damak tadınızı artırın. Domates soslu yüksük köftesi, Yapımı kolay ve zevkli , yemesi ise tarif edilemez ;)
Okumaya devam et

Yemek Tarifleri kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Adidas bayan mont modelleri

Sportif giyimden vazgeçemeyen bayanlar için, Adidas mont modelleri , hem şık hemde zarif olmanın ayrıcalığını yaşayın.

 

 

Moda kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kahvaltılık domatesli ekmek

Sabahları kahvaltı yapmadan işe gitmek neredeyse moda oldu. Kahvaltının önemini hepimiz biliyoruz. Azda olsa sabahları birşeyler yemek gerekir. İşte sizin tüm bahanelerinizi yok edecek bir kahvaltılık; Domatesli ekmek, Şipşak hazırlayıp açlığınızı yatıştırabileceğiniz nefis ikili… Okumaya devam et

Yemek Tarifleri kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

dondurmalı irmik helvası

Dondurmalı tatlılara bayılanlara, irmik helvası ile beraber çok iyi bir ikili olduklarını söyleyebilirim. İşte o nefis tatlının kolay ve zahmetsiz tarifi… Okumaya devam et

Tatlı Tarifleri kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın